Teolog Tahlillerinin Tenkidi
Kelamcıların yahut daha da genelde teologların kaidesel tavrı; Tanrının ispatı konusunda bir kaç argüman ortaya koyup daha sonra bu argümanların tutarlı olmadığını iddia edenlerin fanatik olduğunu söylemesidir.
Nihayetinde “metafizik bir varlığın ispatı nasıl fizik olamazsa, metafizik bir varlığın yokluğunun ispatı da fizik olamaz” önermesini ve dolayısıyla agnostisizmi “iki arada bir derede kalmak” şeklinde kahve ağzıyla yorumlayan bir zihnin çok da kamil olduğunu düşünmüyorum.
“İnsan neden Tanrı’nın varlığına yahut yokluğuna dair bir inanca sahip olmak zorunda olsun?” düşüncesi, elbette meseleye dair sarf edilebilir. Lakin bu da meselenin nasıl-neden yani fail-nesne birliğine taşır. Bu taşınmanın neticesinin nasıl nir düşünsel tecavüz yaratacağını da söylemeye gerek yoktur sanırım.
O halde nasıl’ın materyalinin farklı, neden’in mataryalinin farklı olduğunu kabul etmek gerekir. Bu kabul Nasıl için nasıl akıl bir bilgi kaynağı değilse neden için de nasılın bir bilgi değeri olmaması gerekir.
Öyleyse agnostik zihninin tahlili başka bir alanın fikri ise bambaşka bir alanın konsuna racidir.
Kelamcının görevi ise agnostikin zihnini değil, fikirlerini muhatap almaktır.
Gerçi en dürüst tavrın, savunmak yahut eleştirmek söz konusu olmadığında açığa çıktığının bilincindeyiz. Dolayısıyla böylesi bir tavrın teologdan beklenmesinin de bizim hatamız olduğunun farkındayız lakin teologların meseleyi her açıdan ele aldığını iddia etmesi, bu eleştirimizi zorunlu olarak vücuda getiriyor.
Zorunlu tekrar:
Kelamcının görevi ise agnostikin zihnini değil, fikirlerini muhatap almaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder